KOS :: MYKONOS
:: NAXOS :: PAROS
:: RODOS :: SAMOS
:: SANTORİNİ

Dodekanes
Adalar grubunun Rodos'tan sonra ikinci büyük adası olan
Kos, insanlık tarihinde, insan iyileştirmenin büyücülük
ile değil, eğitim, deneme ve deneyim ile olabileceğini ilk
kez söyleyen modern tıbbın kurucusu Hipokratın doğduğu ve
yaşadığı yerdir. Bu gün 21. yüzyılın doktorları bile hala
antik hastanenin kalıntılarını ziyaret edip burada, Hipokrat
yeminlerini ederler. Uzunlamasına ve oldukça verimli topraklara
sahip Kos Adası, Bodrum'a sadece 5km. uzaklıktadır. Verimli
topraklarında dünyaya ihraç ettikleri meşhur Kos Marul'u
yetişir.
290km uzunluğundaki çevresi mükemmel plajlarla dolu olan
Kos, bu gün büyük turistik otellerin bulunduğu ve yaz sezonunda
gece hayatı oldukça hareketli olan bir adadır. Ada'daki
havaalanına İngiltere ve Avrupanın diğer bazı ülkelerinden
kalkan direk uçuşlar vardır. Kos aynı zamanda, gündüzleri
zevke uygun bir plajda uzun saatler dinlenip güneş batar
batmaz da eğlence mekanlarında ertesi günün ilk ışıklarına
dek doyasıya eylenmeye alternatif arandığı bir noktada,
zengin tarihi kalıntılarıyla tatili ilginç kılabilecek kadar
donanımlıdır.
Görülecek Yerler/Aktivite:
Kos Kasabası: Tarihi kalıntılarla modern şehrin
içiçe olduğu Kasaba'daki harabeler 1933 yılındaki depremde
ortaya çıkmış. Böylelikle bu gün palmiye ve çam ağaçlarıyla
süslü yasemin kokulu caddelerinde kafeler, kuyumcular, kıyafet
dükkanları sıralı Kos Kasabası ve Roma Agorası, antik tapınak
ve bir bazililasıyla harabeler birbirine yürüyüş mesafesinde.
Bu bölgenin az ilersindeyse 2400 yıl önce gölgesinde Hipokratın
öğrencilerine ders anlattığına inanılan Hipokrat Ağacı var.
Kos Kasabası'ndaki bir başka tarihi mekan ise 1800 yıllık
bir Roma Villası olan Casa Romana. Bir zamanlar 26 odası
ve 3 yüzme havuzu olan evin yerlerinde de aslan, leopar
ve yunus gibi deniz yaratıkları motifli mozaikler var.
Arkeoloji müzesinde diğer parçalarla birlikte Hipokratın
mermerden bir heykeli de var.
Asklipion: Hipokratın ölümünden sonra sağlık tanrısı
Asklepios'a adanarak kurulan bu bölgede, tanrının adına
inşaa edilmiş bir tapınak, bir tıp okulu, Roma Hamamı ve
Apollon Sunağı'nın kalıntıları vardır. Antik zamanlarda
dünyada sadece üç adet bulunan bu hastahanelere (biri de
İzmir-Bergama'daki Asklepion'dur) her yerden insan tedavi
olmak ve ya öğrenci olmak için gelirmiş.
Plajlar:
Kos'ta o kadar çok plaj vardır ki, yaz sezonundaki yoğun
turist akınına rağmen bazıları hala çılgın kalabalıklardan
uzakta gün boyu güneş banyosu yapabileceğiniz kadar ıssızdır.
En popüler turistik plaj, Kos Kasabası'nın 30km. güneyindeki
Kardamena'dır. Burası her türlü su sporlarının olduğu kadar
çeşitli dükkan, restaurant ve barların da mevcut olmasıyla
tüm gününüzü geçirebileceğiniz harika bir tatil beldesidir.
Kıyıdan ilerlendiğinde, Ada'nın güneybatısındaki güzel
Kefalos Koyu'na ulaşılır. Burada dümdüz beyaz kum ile örtülü
6 plaj vardır. Yanyana sıralanan bu plajlara bu gün insanların
güzelliklerine dair fikir edinebilmeleri için modern adlar
konmuştur; Exotic Beach , Magic Beach , Sunny Beach , Banana
Beach , Paradise Beach ve Camel Beach.
Kos Kasabası'nın 4 km. batısındaki Selveri Plajı, kumun
denize doğru yavaşça alçaldığı güzel ve daha az kalabalık
bir plajdır. Burada yüzerken manzaranız hemen karşıda görünen
Bodrum kıyıları olacak.
Gece Hayatı ve Yemek: Dodekanes Adaları içinde en
hoş ve renkli gece hayatına sahip adalardan biri de Kos'tur.
Burada geleneksel Yunan gecelerinden, kabare şovlarına,
sakin müzik yapan barlardan, tekno çalan diskolara kadar
her şeyi bulabilirsiniz.
Akri Koundourioti'deki eski bir Türk hamamını mekan olarak
seçmiş Hammam Bar hem yemek yiyebileceğiniz, hem de eylenebileceğiniz
bir mekan.

Mykonos
en çok ziyaret edilen ve en pahalı Yunan adasıdır. Tüm Ege
Denizi’ndeki en hareketli gece hayatı yaz sezonu boyunca
burada yaşanır. Ada’nın asıl müdavimlerini ise dünya jet
sosyetesi oluşturur.
Mykonos, çılgın yaşantısı ve her türlü cinsel tercihe olan
toleranslı yaklaşımıyla ünlüdür. Mykonos, bembeyaz badana
vurulmuş balkon ve duvarlarından sarkan rengarenk begonviller,
sardunyalarla süslü Mykonos evleri ve rıhtımda yan yana
sıralanmış yeldeğirmenleri ile ada, zor beğenenlerin bile
kalbini çalmaya yetecek kadar çekiciliğe sahiptir.
85 kilometrekare yüzölçümlü oldukça küçük bir ada olan
Mykonos’ta sürekli olarak 5,500 kişi yaşar. Ada 1453’ten
1832’ye kadar Osmanlı hakimiyetindeydi.
Mykonos Adası’nın başşehri, büyük yolcu gemilerinin de
yanaştığı bir liman şehri olan, Mykonos, çok kullanıldığı
adıyla Hora Kasabasıdır.
Görülecek Yerler/Aktivite:
Plajlar: Mykonos gibi küçük bir adada sayıları onbeşi
bulan plajlar buranın bir tatil adası olduğunun göstergesidir.
Mykonos limanına en yakın olanları Malalianos ve kalabalık
Tourlos plajlarıdır. Eğer zamanınız varsa limandan Platys
Gialos plajına giden otobüslere binmeniz, ve buradan kalkan
kayıklarla Mykonos Adası’nın en iyi plajları olan Paradise(cennet),
Super Paradise, Agrari ve ya Elia’ya gitmeniz önerilir.
Bunlardan Super Paradise bir çıplaklar kampıdır. Elia ise
en sonda olduğundan, Ada’nın göreceli en sakin plajıdır.
Folklor
Müzesi: Müzenin binası 1700 yıllarından kalma bir malikanedir.
İçeride onarılmış bir 19. yüzyıl mutfağı ve yatak odasınınyanısıra
yine bu yüzyıllara ait bir çok antika eşyayı da seyretmek
mümkündür.
Bir köşede duran ve Mykonoslu’lara o hüzünlü geçmişi hatırlatan
içi doldurulmuş Pelikan Petros’un ise ilginç bir hikayesi
var; 1950 kışındaki büyük fırtınada Ada’ya zorunlu iniş(düşüş)
yapar Pelikan Petros. Ada’lılar kuşu bağırlarına basar çünkü
Pelikan’ın gelişiyle beraber Ada’nın kaderi sakin bir balıkçı
köyü olmaktan, dünyanın en ünlü eğlence merkezlerinden biri
olmaya doğru bir değişim yaşamaya başlar. Ancak 1985’te
Pelikan Petros bir arabanın altında kalarak can verir. Bu
gün Ada’nın sokaklarında serbestçe dolaşan, Petros’un yerine
getirilen 2.Petros’tur.
Arkeoloji Müzesi: Delos tarihi bölgesinden getirilmiş
antik Yunan zamanından kalma çanak-çömlek, mezar taşları,
taklar, bir Herkül heykeli ve Çanakkale’de geçen tarihi
Truva Savaşı’ndan bir sahneyle süslenmiş bir içki kabı bu
müzede sergileniyor.
Deniz Müzesi: Antik zamanlardaki denizcilikle ilgili
araç gereçlerin ve amfora, eski paral vb. Gibi sualtı buluntularının
sergilendiği bir müzedir.
Kültür Müzesi: Bir açıkhava müzesi olan kültür müzesinde
geleneksel tarım aletleri görülebilir. Antik Yunan kalıntıları
olan bu aletlere örnek olarak, harman dövme aleti, kuyu,
fırın ve şarap yapım aletini verebiliriz. Müzenin önemli
parçasıysa hala çalışır durumdaki antik yeldeğirmenidir.
Parapotiani Kilisesi: Ada’ya tepeden bakan bu kilise,
sayıları 500’ü geçen kiliseler içinde görsel bakımdan en
dikkat çekici olandır. Bunun sebebi de beş ayrı küçük kilisenin
tek bina olarak birleştirilmesiyle ortaya çıkan ilginç asimetrik
görüntüdür. Fotoğraf tutkunlarının görmesi gereken kilise
Meryem Ana’ya adanmıştır.
Delos Adası: Mykonosa yalnızca 6,5 km uzaklıktaki
Delos Adası’nın, 5 kilometrekarelik küçük yüzölçümüne ters
orantılı olarak tüm Kiklad Adalar Grubu içinde arkeoloji
bakımından en önemlisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Öyle ki ‘daire’ anlamına gelen Yunanca ‘kyklos’tan türeyen
kiklad, diğer Adalar’ın Delos etrafında olan dairesel duruşları
dolayısıyla bu şekilde adlandırılmıştır.
Delos Adası, Antik Yunan Dini olan ‘mitoloji’ye göre, Tanrı
Apollon ile Tanrıça Artemis’in doğum yeridir.
Antik zamanlarda burada bir yerleşim de vardı. Antik tiyatro,
zengin mozaiklerle süslü evler, Apollon Tapınağı ve Aslanlı
Yol, Delos Harabeleri’nde görülebileceklerden yalnızca bir
kaç örnektir. Bu gün modern hiç bir yerleşimin olmadığı
Delos’a rehberli bir tur eşliğinde gitmenizi ve ya gişeden
alabileceğiniz bir kitapçıkla gezmenizi öneririz.
Alışveriş: Dünyanın en ünlü markaları için büyük
Avrupa şehirlerine gitmenize gerek bırakmayacak çeşitlilikteki
mağazalar Hora’da yoğundur. Ayrıca keten ve dantel perdeler
Mykonos’ta en çok satılan eşyalardandır. Kuyumcularda eski
Bizans takılarının kopyaları, galerilerde ise müzelerdeki
antik objelerin kopyaları dikkat çekecek güzelliktedir.
Halı kollektörleri içn Antik Yunan Desen’i motifli halılar
ilginç olabilir.
Yemek: Yaz boyu kozmopolit bir nüfusa sahip olan
Mykonos’ta her damak tadına göre en az bir restaurant bulmak
mümkündür. Geleneksel Yunan yemekleri yapan El Greco in
Plateia Tria Pigadia adlı restaurant Ada’nın en eskilerindendir.
Gece Hayatı: Mykonos gece hayatı söz konusu olduğunda
bir numaradır. Çılgın, uçuk-kaçık eğlenceler sınır tanımaz
ve sabaha kadar sürer. Ada bu gün dünyaca ünlü bir gay cenneti
olduğundan özel gay barları, club ve diskolarının sayısı
oldukça fazladır. Ancak bu Mykonos’ta sadece gay nüfus olduğunu
göstermez. Ada her yaz sezonunda farklı coğrafyalar ve farklı
cinsel tercihlerden yüzbinlerce kişiyle dolup taşmaktadır.

Naxos,
400 kilometrekarelik yüzölçümüyle Kiklad Adalar grubunun
en büyük, ve en verimli topraklara sahip adasıdır. Ada’da
zeytin, turunçgiller, mısır ve patates yetiştirilir. Yeşillik,
keçi yetiştirmek içinde elverişli bir ortam oluşturur, böylelikle
Ada, kendi meyve, sebze ve peynirini karşılayabilecek durumdadır.
Naxos diğer Adalar’a göre daha fazla yükseltiye sahiptir;
1010 metrelik Zeus Dağı tüm Kiklad Adalar grubu içinde en
yüksek tepedir. Dağları ve yemyeşil vadileriyle Naxos, en
güzel manzaralara sahip olan adalardan biridir. Ada, Mykonos,
Santorini ve çok yakındaki Paros kadar olmasa da popülerdir
ve bu yanıyla sakin ve dinlendirici bir tatil arayanların
ihtiyaçlarına cevap verir.
Naxos’a gemiyle gelenlerin (Ada’da bir de havaalanı mevcut)
limana yanaşırken gözüne çarpan ilk şey ‘büyük kapı’ anlamındaki
Portara olur. Milattan önce altıncı yüzyıldan kalma bu büyük
kapı, mitolojide geleceği gören Güneş Tanrı Apollon’un tapınağının
günümüze kadar ulaşabilmiş tek kalıntısıdır.
Naxos, mitolojide Ariadne ve Thesusus hikayesiyle yer alır.
Kahraman Thesus’a aşık olan Girit Kralı’nın kızı Ariadne,
Thesus’un evlilik vaatlerine kanarak onu hapsedildiği labirentten
kurtarır. Fakat Atina’ya kaçarlarken Thesus Ariadne’yi Naxos’ta
bir başına bırakarak terkeder.
Görülecek Yerler/Aktivite:
Naxos Kasabası: Ada’nın başşehri olan Naxos Kasabası’nın
Bourgos adındaki bir kıyı yerleşimi, Kastro (kale) adındaki
bir de tepe yerleşimi vardır. Kıyı alışveriş, postane, internet
vs. gibi ihtiyaçlarınızı görebileceğiniz, kafeler, barlar,
plajlar açısından tatminkar bir yer konumundayken, Kastro
tarihseverleri çağırmaktadır.
Ortaçağ’da
Venedikliler’in dükalık kurduğu Naxos’un başşehri o zamanlar
tepedeki Kastro imiş. Bu gün hala ortaçağdan kalma kalesi
ile çevrili tepe yerleşime açık. Dönemeçli dar sokaklarında
gezerken balkon ve bahçe kapılarından çiçekler sarkan Venedik
evlerinin bir çoğunda ilk evsahipleriyle ilgili armalar
görmek mümkün (eğer bu evlerin iç dekorunu merak ediyorsanız
Venedikli Müzesi’ne uğrayabilirsiniz). Bu bölgede bir de
eski bir okul binasında yer alan Arkeoloji Müzesi var. Erken
Yunan ve eski Roma dönemlerinden objeler görebileceğiniz
bu müze bir okulken, öğrencilerinden biri de dünyaca ünlü
Yunan Edebiyatçısı Nikos Kazantzakis (Zorba the Greek’in
yazarı) olmuş. Eğer 16.yüzyıl katedralininin çevresinde
bir Pazar sabahı gezinti yaparsanız içeride ayin yapmakta
olan koronun sesiyle çınlayan sokakta bir an için Ortaçağ’a
gidip geldiğinizi sanabilirsiniz.
Apollonas Heykeli: 10 metre boyundaki 2600 yıllık
bu dev çıplak erkek heykelini,plajları ve tavernalarıyla
aynı zamanda bir tatil beldesi de olan Apollonas kasabasında
görebilirsiniz.
Plajlar: Naxos,Kiklad Adaları’nın en güzel ve en
uzun plajlarına sahip adalarından biridir. Naxos Kasabası’nın
yakınındaki Agios Georgios Plaji Ada’nın ana plajıdır. Çevresinde
bir çok bar ve restaurant olan plaj uzun ve kumludur. Suyu
uzun metreler boyu oldukça sığdır, dolayısıyla çocuklu aileler
için mükemmel bir plajdır. Burada sörf yapmayı öğrenebileceğiniz
veya katamaran kiralayabileceğiniz bir de su sporları merkezi
vardır.
Naxos Kasabası’ndaki Grotta Plajı şnorkelli dalış için uygundur.
Naxos Kasabası’ndan kalkan feribotlarla 5km uzunluğundaki
çıplaklar kampı Plaka, sörf yapılan Micri Viagla, 7km uzunluğundaki
Kastraki gibi daha sakin plajlara da gitmek mümkündür.
Gece Hayatı: Naxos’ta güneş battığında partileriyle
meşhur adalarda olduğu kadar büyük bir hareket olmaz, ancak
yine de kanı kaynayanları diğer günün ilk ışıklarına kadar
tatmin edecek sayıda bar ve diskoyu Ada’da bulmak mümkündür.
Bunların merkezi liman şehri Naxos Kasabasıdır.

Paros
Adası, güzel plajları, küçük sevimli balıkçı köyleri, beyaz
badanalı kübik evleri, Mykonos’la yarışabilecek düzeydeki
canlı gece hayatı ve tüm Kiklades’in en iyi restaurantlarından
bazılarının burada olmasıyla son yıllarda oldukça popüler
bir turist destinasyonu haline gelmiştir. Ada, hem doğa
yürüyüşleri ve su sporları gibi aktivitelerden hoşlananlar
için, hem de gurmeler ve gece kuşları için adeta bir cennettir.
Paros, 195 kilometrekarelik yüzölçümüyle 3. en büyük Kiklad
Adası’dır. Sadece orta kısmı dağlık olan Ada verimli ovalarla
çevrilidir. Teras teras bağlar, meyve ve zeytin ağaçları
bu ovaları kaplar. Paros’un antik çağlardaki zenginliği
ise Ada’da bulunan saf beyaz mermerden gelirmiş. Bu gün
tüm dünya müzelerindeki en güzel antik heykellerden bir
çoğu gibi daha sonraları Napolyon Bonaparte’nin mezarı da
Paros mermerinden yapılmadır.
Görülecek Yerler/Aktivite:
Parikia: Ada’nın limanı ve başşehri olduğu için gezginlerinde
ilk ayak bastıkları bu küçük şehirde tipik bir Yunan Adası
görünümünün yanısıra oldukça modern oteller de vardır. Kıyı
şeridinde önlerine masalar atılmış güzel kafeler, plajda
geçirdiğiniz saatlerin ve ya Ada’nın diğer bölgelerindeki
saklı güzellikleri keşiften döndüğünüz bir günün devamında
yorgunluk atmak için seçilecek kafelerin en güzelleri.
Plajlar: Paros’un tatilcilere sunabileceği, bir
çok farklı zevke hitap edebilecek çeşitlilikte plajı vardır;
sörf yapanlar için rüzgarı müsait, dibi şnorkelli dalıştan
hoşlananları tatmin edecek kadar zengin, tüm gün eğlence
arayanlar için kıpır kıpır ve çıplak yüzmekten hoşlananlar
içinde çıplaklar kampı olan bir çok plajı Adanın kıyı şeridinde
bulacaksınız.
Fazla uzaklaşmak istemeyenler için otellerin olduğu bölgeye
yakın Parikia Plajı vardır ama güzellikte kolayca erişimin
mümkün olduğu kuzey ve güneydeki diğer plajlarla yarışamaz.
Su taksileri denen kayıklarla bu bölgelerdeki plajlara günün
her saati ulaşmak mümkün.
Chrissi Akti ( Golden Beach ) Paros’un en ünlü plajıdır.
Bir km uzunluğundaki plaj 1983’ten beri her yıl Dünya Yelkensporu
Kupası Şampiyonluğuna ev sahipliği yapmaktadır ve buradaki
Fanatik Fun Club adlı eğlence klübünün sağladığı su kayağı,
rüzgar ve uçurtma sörfü, katamaran gezisi gibi zengin çeşitlilikte
su sporları mevcuttur.
Pounda
Plajı buna çok yakın mesafededir. Daha küçüktür ama parti
denince plajların en büyüğüdür. Tüm gün eğlencelerin sürdüğü
plajda büyük bir yüzme havuzu, su ve plaj oyunları ve disko
da vardır.
Lageri plajı kumlu bir plajdır ve yakınında çıplaklar kampı
vardır.
Krios ve Kaminia Plajları daha sakin plajlardır ve şnorkelli
dalış için de uygundur.
Ekatontapyliani Kilisesi: Kaldığınız otelin çevresini
gezmeye yürüyüş mesafesindeki bu kiliseden başlayabilirsiniz;
ne de olsa katedral tüm Yunanistan’da 1700 yıldır kullanıma
açık tek kilise olduğu için özel bir konuma sahiptir. Adı
100 kapılı kilise anlamına gelen katedralin bu güne dek
99 kapısı bulunmuştur ve bunun üstüne gelişen efsane, yüzüncü
kapının bulunduğu gün İstanbul’un Yunanistan’a geri geleceğini
söyler. Meryem Ana ikonası, Ada’nın baş azizi Agia Theoktisti’nin
ayak izi, mermer taht ve 11. yüzyıl vaftizhanesi kilisede
görülebilecek ilginç unsurlardan bazıları.
Arkeoloji Müzesi: Ekatontapyliani Kilisesi’nin hemen
arkasındaki müzede, içinde paha biçilmez, 4. yy. dan kalma,
Ada’dan çıkan özel mermere kazılarak yazılmış ve milattan
önce 1500 ve 260 yılları arasında gerçekleşmiş Antik Yunanistan’ın
en önemli sanatsal ve kültürel başarılarından bahseden ‘Paros
Dökümanı’ ndan bir parça dahil olmak üzere bir çok ilgi
çekici parça mevuttur.
Petaloudes - Kelebekler Vadisi: Paros Adası’nda
mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri de yaklaşık 300
yıldır her yaz binlerce renkteki milyonlarca kelebeğin çiftleşme
mevsiminde akın ettiği Kelebekler Vadisi’dir. Parikiadan
bu bölgeye eşeklerle tur düzenlenmektedir.
Gece Hayatı ve Yemek: Paros, Mykonos’taki gibi çılgın
görüntülere sahip olmamakla birlikte tüm Kiklad Adaları’ndaki
en canlı gece hayatına sahip adalardan biridir.
Parikia'da restore edilmiş eski bir yeldeğirmenine konuşlanmış
Alexandros akşam yemeği de servis eden en romantik mekanlardan
biridir. Buna alternatif olarak da günbatımında klasik müzik
çalan ve nefis manzarası olan Pebbles Bar'dan bahsedebiliriz.
Pirate Bar, Jazz ve Blues çalıyor. Yunan müziği yapan yer
ise Rembetika. Bunlardan başka, farklı balık ve midye yemekleri,
Meksika ve Akdeniz menülerinin en güzel örneklerini servis
eden onlarca restaurant tüm Ada'ya yayılmış.

Dodekanes
Adalar Grubu'ndaki en büyük yüz ölçümlü adadır. Ada hem
tüm Avrupa' daki en iyi korunmuş ve en büyük Ortaçağ şehrine
sahip olması, hem de yıl boyu ortalama 300 gün güneş görmesi
sebebiyle oldukça popüler bir tatil merkezidir. Rodos, temiz
denizi ve düzenli plajlariyla bir kaç kez de Avrupa Blue
Flag ödülüne layık görülmüştü. Ortaçag'da St. John Şövalyelerinin
meskeni olup, ardından Osmanlı hakimiyetine geçen Rodos,
bir dönem de İtalyan yönetimine bağlı kaldığından bu gün
her üç kültürden geriye kalan mimari harmanla ender bulunur
güzellikte bir görüntüye sahiptir. Rodos ayrıca Ege Havzasındaki
tüm topraklarda olduğu gibi antik Yunan ve Roma dönemi tapınak,
akropolis ve şehir kalıntıları bakımından da oldukça zengindir.
Rodos aynı zamanda antik dünyanın yedi harikasından biri
olan 32 metre boyundaki bronzdan yapılma liman anıtı Colossus'a
da ev sahipliği yapmıştı. Heykel eski zamanlardaki bir depremle
yıkılmış. Bu gün Rodos Limanı, modern ziyaretçilerini, Colossus'un
ayaklarının bastığı yerleri gösterdiğine inanılan, iki sütun
üzerindeki geyik heykelleriyle karşılıyor.
Görülecek Yerler/Aktivite:
Rodos'un ana limanı, Ada'yla aynı addaki Rodos Şehri'dir.
Burada yerleşim, old town (eski kent) ve new town (yeni
kent) olarak ikiye ayrılmış durumdadır. Ada'nın en güzel
plajlarından biri de yeni kenttedir. Rodos Adası'nın çok
turist çeken diğer bölgeleri ise sırasıyla Lindos ve Kamiros'tur.
Ada'nın doğu kısmı irili ufaklı şirin plajlarla doludur,
batı kısmı ise büyük tatil merkezleri süsler. Mavi Bayrak
ödüllü Rodos plajlarinda her türlü su sporu ve başka aktivitelere
kolayca ulaşabileceksiniz; scuba diving ve rüzgar sörfü
için ekipman kiralayan yerler var.
Plajlar: En yakındaki plaj aynı zamanda en temiz
ve düzenli plajlardan biridir. Ancak vakitten yana probleminiz
yoksa otobüs ve ya limandan kalkan küçük teknelerle doğuya
gidebilirsiniz. Buradaki bembeyaz kumsallar, yemyeşil ağaçlarla
çevrili; batı kısımdaki plajlar ise kayalıklı ve rüzgarlıdır.
Bu bölge şnorkelli dalış ve sörf için daha uygun.
Eski
Kent (Old Town): Günümüze çok iyi durumda ulaşmış, Rodos
Şehri'nin kalbi konumundaki bu eski Ortaçag kentinin dar
ve taş döşemeli sokaklarında yapılan bir yürüyüş, insanı
Ortaçağ'a geri gitmiş hissi verir. Hala 12 metre kalınlığındaki
surlarla çevrili durumdaki eski kente, Topkapı Sarayı'ndakilere
benzer güzellikteki sur kapılarından giriliyor. Kent, iki
bölüme ayrılmış durumda; bunlar, ortaçağda şövalyelerin
oturduğu bölge ve diğer sakinlerin yasadığı yerler olan
Hora Mahallesi. Hora Mahallesinde Osmanlı döneminden kalma
bir çok yapı mevcuttur. Bunlardan en önemlisi, şövalyelere
karşı elde edilen zafer onuruna yapılmış pembe kubbeli Süleyman
Camiidir. Caminin çaprazında içinde birçok Osmanlı elyazmasının
bulunduğu bir kitaplık, ve hamam vardır.
Yeni Kent (New Town): Yeni kentin üzerinde bir bulut
gibi yükselen antik Yunan zamanından kalma akropolis (yukarı
kent) ilk göze çarpan güzelliktir. Buradaki milattan önceki
zamanlardan kalma tiyatro, stadyum ve Apollon Tapınağı tarih
severlerin ilgisini bekler. Bu noktaya tırmandığınızda,
Rodos Kasabasının da panoromik görüntüsüne sahip olacaksınız.
Yeni Kent'te bir de Türk hakimiyetinden kalma Murad Reis
Camii var.
Lindos: Şehrin ortasında yükselen tepedeki antik
kalıntıları, sahilde güneşlenirken seyretmeye doyum olmaz.
Antik Yunan zamanından kalan ve turistler tarafindan oldukça
popüler olan bu eserleri, yılda ortalama 600,000 turist
gezer. Lindos'un sokaklarında yapılacak kısa bir yürüyüş
ise fotoğraf severlere en az bir makara film harcatacak,
çünkü Santorini ve Mykonos'ta olduğu gibi Lindos Kasabası'nda
da, çivit mavisi kapılar, pencereler, ve sardunyalarla renklenmiş
beyaz badanalı kübik evler, bir Akdeniz Karnavalı gibi her
yerde. Lindos, Rodos Kasabası'na yalnızca 47km. mesafededir
ve günde bir çok kez otobüs kalkar.
Kamiros: Rodos Kasabası'ndan otobüsle 20 dakika
mesafedeki Kamiros'ta günümüzden 2500 yıl öncesinden kalma
bir şehrin kalıntılarını görebilirsiniz.
Yemek: Eğer tatilinizdeki unutulmaz anlardan birine
özel bir akşam yemeğini de dahil etmek isterseniz, orjinal
menüsüyle Alexis Taverna tercih edeceğiniz yer olacaktır.
Zengin balık tabaklarıyla servis edilen sebzeler, restorantın
kendi bahçesinin ürünleri. Restorantın müşteri defterinde
Winston Churchill ve Jackie Kennedy gibi isimler var.
Gece Hayatı: Gece eğlencelerinden bahsetmeden evvel,
old town (eski kent)’deki Palace of the Grand Masters adlı
mekanda ki ışık ve ses gösterisinden bahsetmek gerek. Gösteri,
16.yy.daki Osmanlı kuşatmasını anlatıyor, ilginç olabilir.
Yine eski kentteki, Nelly Dimoglou adlı mekan geleneksel
Yunan Gecesi eğlencesi isteyenler için en iyisidir. Geleneksel
kostümleri içindeki genç kızlar ve erkekler, Yunanistan'ın
çeşitli bölgelerine has halk oyunlarını sergiliyorlar. Disko,
bar ve canlı pop müzik mekanlarının sayısı konusunda Rodos'un
dünyanın en ünlü şehirlerindeki (Paris, New York gibi) mekan
sayılarıyla yarıştığı söylenir. Zevkinize uygun bir mekanı
bulabilmek için çok çaba sarfetmenize gerek kalmayacak.
Ve oyun... Rodos, Yunanistan'ın bir kaç adet lisanslı
casinolarından birine sahiptir. Playboy International tarafından
işletilen klüpte 30 adet masa ve 300 adet slot makinesi
mevcut, iyi eğlenceler, iyi tatiller...

Türkçe’de
Sisam Adası olarak adlandırılan Samos, Türkiye’ye en yakın
Yunan Adasıdır. Kuşadası Dilek Yarımadasi Milli Parkı’na
olan en yakın mesafesi 1,5 km.den biraz fazladır. 480 kilometrekarelik
yüzölçümüyle Ege Denizi’ndeki sekizinci büyük adadır. 35,000
nüfuslu Samos, üç limanı (Vathy,Pythogorio,Karlovasi) ve
bir internasyonel havaalanıyla yaz sezonunda gezginlerin
Mykonos, Santorini, Naxos, Paros gibi diğer adalara ve Atina’ya
geçiş yapmak amacı ile mutlaka uğramalarıyla Yunanistan’ın
en çok ziyaretçi alan bir adası durumuna gelmiştir.
Ancak Ada’yı tek cazip kılan bu özelliği değildir. Çevresine
yayılmis irili ufaklı plajları, yemyeşil doğası, tarihi
kalıntılari ve şirin sokaklarıyla, Sisam, ziyaretcilerine
sakin bir tatil vaat eder.
Ada 1453’ten 1832’ye kadar Osmanlı hakimiyetindeydi.
Görülecek yerler/Aktivite:
Vathy Kasabası: Ada’nın başsehridir. Kuşadası’ndan
gelen feribotlar Vathy Limanı’na yanaşır. Burada kordon
boyu yanyana sıralanmış kafeler yazın gün boyu cıvıl cıvıldır.
Samos Kasabası da denen Vathy’de adadaki antik yerleşimde
bulunmuş tarihi eserlerin sergilendiği bir de Arkeoloji
Müzesi vardır. Bu müzede diğer eserlerle beraber 4,5 metre
boyundaki dünyaca ünlu dev antik Yunan heykelini görmek
mümkündür.
Pythagorio Kasabası: Vathy’den 14 km uzaklıktaki
şirin bir kıyı kasabasıdır. Kasaba ismini burada doğan antik
çağın ünlü matematikçisi Pisagor’dan alır. Kapılarının önü
renk renk sardunyalarla süslü müstakil evlerin olduğu dar
sokaklarına yapılacak kısa bir yürüyüş Tipik bir Yunan Ada’sı
kasabasının tüm sakinliğini gezginlerine tattıracaktır.
Eupalinos Tüneli: Pythagorio’ya 3 km. uzaklıktaki
bu antik su tüneli tüm adadaki en dikkat çekici yerdir.
Kaynak suyunu bir km. ötedeki yerleşimlerine getirebilmek
için antik Yunanlılar tarafından 2500 yıl önce dağın dokuz
metre altı oyularak yapılmıştır.
Hera
Tapınağı: Eğer Selçuk ilçemizdeki Efes Artemis Tapınağı
yapılmamış olsaydı, ana tanrıça Hera için yapılmış bu tapınak
dev boyutuyla dünyanın yedi harikasından biri olacaktı.
Ancak Efes’liler kendi tapınaklarının ölçüsünü biraz daha
zorlayarak boyut olarakta, gösteriş olarakta komşuları Samos’luların
bu görkemli tapınaklarını geçmişlerdi. Nevarki bu gün her
iki tapınağın durumu birbirinden pek te farklı değildir.
Ziyaretçilerin, ayağa kaldırılmış tek sütun, çevredeki tanrıça
heykelleri ve zemin kalıntılarından tapınağın bir zamanlar
nasıl etkileyici olduğunu hayal etmeleri gerekiyor. Çevrede
bir Roma hamamı, baska tapınaklar ve antik yerleşimden kalan
diğer kalıntıları da görmek mümkün.
Kokkari: Vathy’den 15 km. uzaklıktaki bu balıkçı
köyü, akşamı hoş bir yemek ile başlatıp, Yunan müziği çalan
tavernalarda devam ettirmek isteyenler için hoş ve sakin
bir yer. Kokkari’ye çok yakın bir çok ta plaj var; Tsamadu,
Lemonakia ve Tsambu bunların en ünlüleri.
Mytilini: Vathy ile Pythagorio kasabası arasındaki
bölgede yer alan bu köydeki Paleontoloji Müzesi, içindeki
10 milyon yıl öncesinden kalan hayvan fosilleriyle görülmeye
değerdir.
Alışveriş: Adını matematikteki ‘Pisagor Üçgeni’nden
bildiğimiz antik çağın önemli filozof,matematikçi ve müzisyeni
Pisagor, Samos’lu idi. Bu gün bütün hediyelik eşyacılarında
satılan ‘Pisagor Bardağına’ içindeki çizgiyi aşacak miktarda
sıvı koyduğunuz anda özel bir sistem sayesinde tüm sıvı
bardaktan boşalıyor. Söylenene göre bardak Pisagor tarafından
her kesin eşit miktarda şarap içmesi için icat edilmişti.
Buna ek olarak Ada’da yetişen muscat üzümlerinden yapılmış
şarapların bizim misket şaraplarımızla yarışabilecek kadar
lezzetli olduğunu da eklemeliyiz..
Yemek: Samos restaurantlarındaki yemekler size ev
hasreti çektirmeyecek kadar tanıdık gelecek; mezedes, dolmades,
keftedes, homous, tzatziki, spanakopita, tarama, mousakka,
loukoumades... evden henüz çok uzaklaşmadığınız belli.
Gece Hayatı: Samos’ta gece hayatı Mykonos, Santorini
gibi diğer Adalar’dakilere oranla daha sakindir. Burası
daha ziyade Yunan Müziği dinleyerek ouzo (Yunan rakısı)
ve Samos şarabı tüketilen taverna-restaurant tarzı mekanlarda
sakin ve dinlendirici akşamlar geçirebileceğiniz bir adadır.

Yunan
Adaları’nın hepsini görmüş olanların büyük bir çoğunluğu
içlerinden Santorini’nin en etkileyici olduğu konusunda
hemfikirdir. Gerçekten de, Antik Zamanlar’da meydana gelen
büyük bir volkanik patlama sonucunda bu günkü krater görüntüsüne
sahip olan Santorini yıl boyu, 1 milyonun üzerinde turistten
ve balayı çiftlerinden oluşan bir ziyaretçi akınına uğrar.
Evet, Santorini Krateri’nin eşsiz gün batımı manzarası her
yaz Avustralya gibi uzak ülkelerden bile gelen bir çok çiftin
nikahına fon oluşturur.
73 kilometrekarelik yüzölçümüyle diğer adalara oranla daha
küçük bir Ada olan Santorini, gerçekten de muhteşem manzaralara
sahip bir coğrafyadır. Ada 3500 yıl öncesine kadar yerli
halk Minoanlılar’a ev sahipliği yapmış ve o zamanlar bir
daire şeklindeymiş. Bu tarihteyse Ada’daki volkan büyük
bir sarsıntıyla patlamış ve bu şiddetin sonucunda Ada’nın
ortası sular altına gömülmüş (bazı arkeologlar Kayıp Şehir
Atlantis’in burası olabileceğini düşünüyor) ve hilale benzer
şekli ile bu günkü Santorini oluşmuş.
Bu olay kızgın lav ve tüfün altında kalan yerli halkın
hazin sonu olmuş ancak bu gün gerek benzersiz coğrafi şekli
ile, gerek katılaşmış tüflerin altında binlerce yıl çok
iyi korunagelmiş arkeolojik kalıntılarıyla Santorini’nin
Dünya’da eşi benzeri yoktur ve bu özellikleriyle ülke turizmine
hatırı sayılır bir katkıda bulunmaktadır.
Tüm Kiklad Adaları gibi Santorini de bir dönem Türk hakimiyetinde
kalmıştı.
Görülecek Yerler/Aktivite:
Plajlar: Santorini, plajlarıyla ün yapmış bir Yunan
Adası değildir. Bununla birlikte Ada’nın etrafındaki irili
ufaklı plajlardaki siyah volkan kumunda güneşlenmenin ayrıcalığı
da başka bir adada bulunmaz.
Bot Turu: Limandan kalkan mini tur botlarıyla kraterin
ortasındaki adalara yapabileceğiniz günübirlik turlarda
sıcak şifalı suda yüzebilme şansı var. Böylelikle Santorini’nin
ilginç coğrafik yapısını da uzaktan görmüş olursunuz. Bu
gezini dönüşündeyse, eğer daha önce araba ve ya asansörü
kullandıysanız, yarığın tepesindeki şehre bu kez ‘eşek taksi’lerle
tırmanarak gününüzü noktalayabilirsiniz.
Fotoğraf: Bilmenizi isteriz ki Yunan Adaları’nı
tanıtan bir çok kartpostalın üstünde ve kitabın kapağında
gösterilen beyaz badanalı, parlement mavisi pencere, kapı
ve kubbeli yapı tarzi Santorini’ninkilerdir. Dolayısıyla
fotoğraf tutkunlarının rahatlıkla bir iki rulo harcamadan
dönemeyeceği bir yer olacaktır Santorini. En güzel fotoğraflar
Ada’nın baş şehri olan Fira’nın uçlarındaki yapılardan çekilebilir.
Akrotiri
ve Thira Harabeleri: Volkan külü altında binlerce yıl
çok iyi bir şekilde korunmuş olan Santorini Adası’nın eski
yerlilerinden kalma Akrotiri Harabeleri 3600 yıl öncesindendir.
Buradaki evlerden çıkarılmış rengarenk eski duvar resimlerini
görmek için Ada’daki Thira Müzesi’ne gitmeniz gerekiyor.
Thira Harabeleri’ndeki kalıntılar ise Akrotiri’ye oranla
daha yakın tarihtendir; tiyatro, agora, tapınak gibi 2800
yıllık Antik Yunan ve Roma Harabeleri ile daha genç Bizans
harabeleri.
Alışveriş: Santorini’nin şarapları ünlüdür ve bir
çok bağ sahibi cüzzi bir ücret karşılığında meze eşliğinde
şarap tadımı yaptırır. Şarap, bir yeraltı mağarasında bulunan
Volcano Şarap Müzesindeki 1600’lerden beri kullanılan şarap
yapımı ile ilgili aletleri gezdikten sonra buradan da alınabilir.
Şarabın yanısıra başşehir Fira’daki hediyelik eşyacı ve
kuyumcularda da aradığınızı bulabilmeniz mümkün.
Yemek: Santorini’de bir restaurantın kalitesini,
yemekleriyle beraber krater manzaralı olup olmadığı belirler.
Tabii, balık her yerde balık diyebilirsiniz, ancak Santorini
Krateri manzarası eşliğinde yenilmiş balık mönülü bir akşam
yemeği, anılarınızda özel bir yere sahip olacak kadar doyumsuz
olacaktır.
Gece Hayatı: Santorini gece hayatı konusunda Mykonos’tan
sonra ikinci sırada gelir. Birbirine yürüyüş mesafesi uzaklığında
bir çok eğlence merkezi vardır. Dans etmek için The Town
Club, Koo Club, Kira Thira ve Enigma adlı dört disko en
ünlüleridir. Geleneksel Yunan Tavernası içinse yine aynı
sıradaki Bar 33 en iyisidir. Bu bölgede bir de canlı Rock
müzik dinleyebileceğiniz Two Brothers adlı mekan var.

*Yukarıdaki içeriğin tüm hakları Tureb'e Kayıtlı Rehber
Övünç D. Özdemir'e aittir, yazının bir kısmı dahil, izinsiz
kopyalanamaz ve ticari amaçlar için kullanılamaz.